Esaretin sebebi… Yas tutarken başladı

“İnsan her şeyini kaybedebilirmiş ve belki bu kaybedişlere alışılabilir de aslında, ama annesini kaybedince… Kendisini kaybediyormuş, kaybedince anladım kendimi…” cümlelerinin sahibi genç adamın gözlerinde gördüğüm uçurum tarif edilemezdi.

T.S. kötü bir rahatsızlık sebebiyle annesini her geçen gün kaybettiğine şahit olan evli genç bir adam. Her evlat annesi için özel, her anne de evladı için elbette. T.S. babasını hiç tanımadığı ve annesi tarafından büyütüldüğü için iki kere düşkün olmuş annesine… Annesi hem anne hem baba olmuş T.S.’ye yeri geldiğinde. Korumuş, kollamış, yalnız kalmaması için elinden geleni yapmış, konu komşuya bile zorunda kalmadıkça bırakmamış evladını. Evladı da bir nevi tüm bu fedakarlıkların karşılığını verebilmek adına ‘annesinin isteği gibi’ bir hayat sürdürmeye başlamış süreç içerisinde… Onun istediği mesleği seçiş, onun uygun gördüğü eş ile evlenmiş…

VEFAYI, CEFAYA DÖNÜŞTÜRMEYİN

Anne ve babaya vefa elbette ki önemlidir, lakin bu vefa kişinin kendi benliğine sahip olmasını engellemeyecek şekilde olursa işte o zaman vefa kişide ‘cefa’ya dönüşür. Annenin T.S.’ye yüklediği misyon onu farkında olmadan yaşamdan soyutlamaya başlamış. Mutlu olmadığı ama mutlu edebilmek adına çabaladığı evliliği, annesinin rahatsızlığı ve kendi içerisinde yaşadığı huzursuzluk onun ‘rahatlamasına’ sebep olacağı noktasında kullanması için ikna edilen maddeyi almasına sebep oluyor…

“Kafam hep ağır geliyordu bedenime. Yaşadığım hayat benim miydi emanet miydi sorgular olmuştum. Annemin bir süre sonra olmayacağı gerçekliğine mi alıştırıyordum kendimi yoksa o gidince nasıl bir hayat bekliyordu beni sorusunu duymazdan gelmek için mi uyuşturuyordum kendimi bilmiyorum ve sonunda beni komşularına bile bırakmayan annem gitti beni burada bırakıp… İşte o vakit daha fazla rahatlamam gerektiğini düşündüğüm anlar yaşadım, daha fazla kullandım ve hala daha fazlasını istiyor bedenim…” diyen T.S.’nin bir tarafı da kurtulmak ve belki de hayatında ilk defa kendi yaşamını eline almak istiyordu.

T.S.’nin bağımlılık probleminin klinik tedavisi için yönlendirme gerçekleştirdik ama onu bağımlılığa iten bağlanma ve kaybetme duyguları ile daha da önemlisi ‘yas’ sürecini sağlıklı bir şekilde iyileştirebilmek önemli ve zaman alacaktı. T.S. için uygun terapi yöntemin yanı sıra uzun soluklu duygu durumunu anlatacağı, beynini ve en önemlisi de kalbini boşaltacağı bir program inşa ettik.

SÖYLEMEYEDİKLERİNİ YAZMAK

T.S. anlattıklarını ama daha önemlisi kendisine bile sesli olarak anlatamadıklarını yazacak, karalayacak, içindekileri tamamen kusana kadar, öfkesini, pişmanlıklarını, korkularını, acılarını tamamen yüzleşene kadar sürecek bir süreç yaşayacak olmamız beni de onun kadar etkiliyordu.

Parmağımız kesilir canımız acır, kanar, bantlanır ve kısa sürede geçer. Ağrımız olur ilacı alınır, beklenir, başka bir rahatsızlığımız olur klinik olarak tedavi alırız ve kısa ya da uzun bir süre sonra iyileşiriz. Ruhumuz hastalandığı zaman farklıdır süreç.. Onu dinlemez, ne olduğunu, neden hastalandığını, neyin sebep olduğunu bulmazsak, onun için zaman ayırmazsak işte ruhun hastalığı iyileştirilmediği sürece fiziksel olarak bedenimizi, beynimizi ve tüm yaşamımızı etkiler.

Misyonunuz ve konumumuz ne olursa olsun ister anne, ister baba, ister evlat veya yaşamdaki başka liderlik pozisyonları, bir başka birey (ki dünyaya gözünü açan her bebek o toplumun bir bireyidir artık) üzerindeki etki alanımıza dikkat etmeliyiz. Sevgi, sahiplenmek, aidiyet elbette güzel duygular ve hisler, lakin kontrolsüz bırakıldıkları zaman başka bir esaretin sebebi olabilirler.

Dr. Burcu Bostancıoğlu

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.